Bilim ve Sanatın Yolculuğu

“Bilim ve sanat, mantık ile hayalgücü arasında denge geliştirir.” Da Vinci


Yaşadığımız yüzyıl içerisindeki en büyük eksikliklerden bir tanesi, bilim ve sanatın ayrı düşünülmesidir.

Bilim ve sanatın tarihine kısa bir yolculuk yaparsak birçok bilim adamının tarihte sanat, felsefe, matematik, geometri, anatomi ve diğer bilim dalları ile aynı anda ilgilendikleri ve dünya tarihinde büyük buluşlara ön ayak olduklarını görmekteyiz.

Yolculuğumuzun ilk durağına İstanbul’un fethinden bir yıl önce 1452’de doğmuş olan yazar, sanatçı, matematik uzmanı ve mucit Leonardo Da Vinci ile başlayalım.

Dünyanın ilk sanat tarihi yazarı olarak bilinen Vasari, büyük dahi Da Vinci’nin hayatında ve yaşadığı dönemde müziğin önemini şöyle açıklıyor; Milan kralının vekili olan Ludovico Sforza ile beraber çalışmak için mucit olarak başvurduğu işe müzisyen olduğu için işi alındığı ve Da Vincinin o dönemin önemli toplantılarında flüt, lir ve ses sanatçısı olarak katıldığını yazmaktadır.


“Müzik benim için ikincil önem taşımaktadır, resim yapmaya oranla. Müzik yaptığınız anda yok olmaktadır ama resim ilk andan itibaren oluşmaya devam etmektedir.”    
Leonardo Da Vinci 

Sadece bir müzisyen değil, tüm dünyaca bilindiği üzere Da Vinci büyük bir ressamdı aynı zamanda. ‘Mona Lisa’, ‘ Son Akşam Yemeği’ dâhinin önde gelen eserlerlerinden sadece birkaçıdır.
 
Tarihte olan yolculuğumuzda bir sonraki durağımız dünyanın önde gelen bilim adamlarından -fakat ne yazık ki çok daha az bilinen- 1738 Almanya doğumlu olan Sir Frederick William Herschel çıkmaktadır.

Herschel, Klasik Batı Müziğinin en önemli dönemlerinden biri olan Barok dönemin ve en önemlisi büyük besteci Johann Sebastian Bach’ın yaşamının son çeyreğinde ortaya çıkmış bir bestecidir. Askeri bandoda çalışan babası ile beraber bandoda müzik yapmıştır. 1759 yılında İngiltere’ye taşınarak orada da müzik öğretmenliğine ve müzik hayatına devam etmiştir. 1772 yılında kardeşi onun yanına gelerek şan eğitimine başlamasıyla beraber, kendine daha fazla zaman ayırabilen Bay Herschel, astronomiye olan ilgisini keşfetmiş ve bir teleskop sahibi olmuştur.

Evet şimdi Herschel’in dünyada ünlü olma sebebine gelelim ; 43 yaşında bir kuyrukluyıldız bulduğunu düşünen besteci/bilim adamı sonrasında gezegenlerin içinde yedinci olarak bilinen Uranüs gezegenini bulan kişi olarak tarihe geçmiştir.

Astronomik keşfimizden sonra şimdi de, 2 asır daha ileriye giderek, 20.yy’ın en büyük bilim adamla rından biri olan -belki de en büyüğü olan- Albert Einstein’ın sanat ile olan yolculuğuna çıkalım. Erken yaşlarda okul ile yaşadığı zorlukları atlatmaya çalışan, konuşmakta güçlük çeken büyük fizik adamı; 6 yaşındayken annesi tarafından müziğin öneminin anlatılması ve yine annesi tarafından yönlendirilmesi ile keman derslerine başlamıştır.

Uzun yıllar, kemanın detay isteyen teknik aşamasının zorluğuyla boğuşan Einstein’ın dünyası Mozart’ın bir eserini çalmasıyla birlikte değişmiş ve tüm hayatı boyunca kemanını yanından ayırmamıştır. Fizik konferanslarının öncesinde her fırsatta konser vermeyi büyük bir keyifle yaptığı arkadaşları tarafından anlatılmaktadır. Son örneğimiz olan Einstein’ın videoları, performansları ve ses kayıtları internet üzerinden rahatlıkla bulunabilir.

Dr. Erman Türkili